Birey daha önce görmediği insanlar ile karşılaştığı veya değerlendirileceğini düşündüğü, bir veya birden çok toplumsal durumda korku yaşıyor ise bu durum sosyal kaygı olarak adlandırılır. (Amerikan Psikiyatri Birliği, APA, 2013). Son yıllarda yapılan araştırmalar sosyal kaygı bozukluğunun yaygın bir sorun olduğunu göstermektedir. Ayrıca, diğer kaygı bozuklukları başta olmak üzere panik atak, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi başka birçok psikiyatrik rahatsızlıkla da ilişkisi olduğu bilinmektedir (Koyuncu vd., 2019).
Sosyal kaygı, bireyin sosyal ortamlarda herhangi bir eylem gerçekleştirirken ortaya çıkan gerilimli ruh hali sonucunda gösterdiği fizyolojik tepkilerle (terleme, kızarma, ellerin titremesi gibi) kendini küçük düşürecek duruma düşme korkusu şeklinde tanımlanır (Öztürk ve Uluşahin, 2020, s. 349). Sosyal kaygı bozukluğu kişinin başkaları tarafından değerlendirilmesi durumu söz konusu ise ya da odak olma durumunda olunduğunda diğerleri tarafından olumsuz (güçsüz, yetersiz) değerlendirme korkusu yaşarlar. Korku duyulan sosyal durumlar arasında şarkı söylemek, yazı yazmak, yemek yemek ya da konuşma yapmak gibi çeşitli performanslar sayılabilir (Aksüt, 2020).
Sosyal kaygının ergenlik döneminde ortaya çıktığı yapılan birçok araştırmada görülmüştür. Ergenlik dönemi, bireyin sosyalleşme dönemidir ve diğer bireyler üzerinde bıraktığı etki önem kazanır. Bunu takip eden üniversite yıllarında birey, yeni rol ve ortamlara uyum sağlama başkaları üzerinde istedikleri izlenimleri bırakma düşüncesi daha çok önem kazanır. Mizaç özelliği olarak çekingenlik ve insanlardan uzak durmak kişinin özgüvenini olumsuz olarak etkilemektedir. Sosyal kaygılı kişiler başkaları ile sosyal ilişkilerini sürdürüp reddedilme riskine girmez, onlarla olan ilişkilerini en aza indirip kendilerini iyi hissetme yoluna giderler. Sosyal kaygının diğer kaygı türlerinden ayrılan en temel farkı bireylerarası değerlendirmelerin olması ya da olma ihtimalinin bulunmasıdır (Subaşı, 2010, s. 55).
Sosyal kaygının üç temel belirtisi vardır. Birincisi, sosyal alanlarda diğer insanların bakışlarına maruz kalma korkusu ikincisi, diğer insanlar tarafından değerlendirilme korkusu üçüncüsü de sosyal ortamlarda utanç duyma korkusudur (Ramaiah, 2005, s. 13).
Bilişsel yaklaşıma göre; sosyal kaygılı kişi kendine yüksek standartlar koyar, kişinin kendi ile ilgili koşulsuz inançları vardır ve sosyal çevresindeki diğer kişilerin düşünceleriyle ilgili koşullu inançlara sahip olma biçiminde işlevsiz inançlar geliştirmiştir. Sosyal kaygılı kişi bulunduğu ortamlarda kendisiyle ilgili olarak yüksek standart beklentisine girer. Örneğin, ‘Kusursuz bir konuşma yapmalıyım.’ şeklinde bu durum kendine güven duymamasına ve kaygı duymasına yol açar (Türkçapar, 1999, s. 250). Sosyal kaygılı bireyler davranışlarının sonucunu gerçekçi olmayacak şekilde olumsuz değerlendirir (Aksüt, 2020, s. 167).
Sosyal kaygı, toplumsal durumlarda hissedilen içsel korku olmakla birlikte son yıllarda sıklıkla rastlanan bir kaygı bozukluğudur. Kişinin kendini doğru ifade edememesine yaşadığı toplumdan giderek uzaklaşmasına ve yaşamını ertelemesine neden olabilen önemli psikolojik bir hastalıktır. Etkileriyle hem bireyi hem ailesini hem de içinde bulunduğu toplumu olumsuz yönde etkileyebilir. Toplumda göz ardı edilen mizaç özellikleri ile açıklanmaya çalışılıp, görmezden gelinen sosyal kaygı önlenebilir, çözümlenebilir bir sorundur.
KAYNAKÇA
American Psychiatric Association (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders, fifth edition (DSM-5). Washington DC, American Psychiatric Association.
Koyuncu, A., İnce, E., Ertekin, E., ve Tükel, R. (2019). Comorbidity in social anxiety disorder: diagnostic and therapeutic challenges. Drugs in context, 8, 212-573.
Öztürk, O. ve Uluşahin, A. (2020). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Ankara.
Ramaiah, S. (2005). Endişe- Anksiyete hakkında bilmek istediklerimiz. Ankara: Bileşim Yayınları.
Sübaşı, G. (2010). Ergenlerde sosyal kaygı ve akran ilişkilerinin psikobiyolojik sosyal kaygı modeline göre sınanması. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6(2), 52-68.
Türkçapar, M. H. (1999). Sosyal fobinin psikolojik kuramı. Klinik Psikiyatri, 2(4), 247-253.